29 Kasım 2011 Salı

GİRİŞ BİRİMLERİ

KLAVYE
1. GİRİŞ
En temel sistem bileşenlerinden biri olan klavye, en önemli giriş cihazıdır. Başka bir ifadeyle bilgisayarla kullanıcı arasında iletişim kurmayı sağlayan önemli bir aygıttır.  Üzerinde harfler, sayılar, işaretler ve bazı işlevleri bulunan tuşlar vardır. Sisteme  veri girişi için kullanılır. Klavye sistemin ayrı bir parçası olarak bir bağlantıyla anakart üzerinde bulunan klavye konnektörüne takılır. Taşınabilir bilgisayarlarda ise klavye bilgisayar şasesi ile tümleşiktir.
2. KLAVYENİN YAPISI
Şekil 1.1: Klavye resmi
 Birçok klavye 80 ile 110 arasında tuşa sahiptir. Klavye üzerinde bulunan bu tuşlar 4 ana grupta toplanır.
     1. Alfabetik tuşlar
2. Sayısal tuşlar
3. Fonksiyon tuşları
4. Kontrol tuşları 
2.1. Alfabetik tuşlar
Yazı yazarken en çok ihtiyaç duyacağımız harf ve sayıları içerir. Klavyeler öncelikle bu karakterlerin yazımı için tasarlanmıştır. Başka hiçbir tuşa basmadan harf ve sayıların bulunduğu alanda herhangi bir tuşa basılırsa tuşun üzerine yazılmış harf veya sayı ekranda görünür.
2.2. Sayısal tuşlar
Klavyenin  en sağında bulunan sayılar ve bazı aritmetik işlemler bulunan kısımdır. Bu kısım  Num Lock tuşuna basılarak aktif hale getirilir. Aksi halde bu tuşlar alt kısımlarında yazılı olan işlevleri yerine getirir.
2.3. Fonksiyon tuşları
Klavye tasarlanırken işlevi belirlenmemiş tuşlardır. Her program kendi işlemlerine  uygun olarak bu tuşlara görev yükleyebilirler. Klavyenin en üst tarafında F1,F2,F3 biçiminde sıralanırlar.
2.4. Kontrol tuşları
Bazı işlemleri kullanıcının daha kolay yapmasını sağlar. Bir tuşun üzerinde birden fazla karakter varsa, üzerine basıldığında genellikle sol alt köşedekini ekrana yazar. Sol üst köşede yazan karakterler shift tuşuna basılıyken çıkartılabilir. Sağ alt köşede karakter varsa Alt Gr tuşuna basılıyken çıkartılabilir. Ayrıca bazı programlarda kolaylık olsun diye kontrol tuşlarına görevler yüklenmiştir. Örneğin bazı programlarda yeni sayfa açmak için CTRL+O tuş kombinasyonuna basmak yeterlidir.

Esc
Geçerli bir görevi iptal etme
F2
Seçili bir dosyaya yeniden isimlendirme
F3
Dosya ve klasör arama
F4
Bilgisayarım veya Windows Gezgini içinde, Adres çubuğu listesini görüntüleme.
F5
Etkin pencereyi yenileme.
F6
Pencere içindeki veya masaüstündeki ekran öğeleri arasında, başlatıldıkları sıraya göre geçiş yapma.
F10
Etkin programın menü çubuğunu etkinleştirme.
F11
Ekrandaki pencerede bulunan araç çubuklarını temizler.
Print Screen
Saklamak istediğiniz bir ekranı bu tuşla yakalıyorsunuz.
Delete
Dosyaları siler veya metinleri sağdan sola doğru siler.
Home
Bir sitenin en baştaki görüntüsünü pencereye getirir.
End
Bir sitenin en sondaki görüntüsünü pencereye getirir.
Page Up
Mouse ile yukarı kaydırmanın yaptığı görev.
Page Down
Mouse ile aşağı kaydırmanın yaptığı görev.
Num Lock
Sağ taraftaki numaraların kilitlenmesini sağlar.
Caps Lock
Metine büyük harfle başlamanı sağlar.
Windows
Başlat menüsünü açar.
Alt (Alternate)
Ctrl tuşuna benzer. Tuşlara dördüncü bir görev vermek için kullanılır. Genel bir anlamı yoktur.
Shift
Büyük harf yada tuşun başka bir işlevini kullanma özelliği sağlar.
Tablo 2.1: Klavye kısayol tuşları
3. KLAVYENİN İÇ YAPISI VE ÇALIŞMASI
 
 Şekil 3.1: Klavyenin içi
Şekil 3.2: Klavye içerisinde buluna mikroişlemci
Klavye yapısı ve çalışması bakımından küçük bir mikrobilgisayara benzer. Kendine ait bir mikroişlemcisi ve devreleri vardır. Bu devrelerin büyük bir kısmı tuş matrislerinden oluşur. Bilgisayar ile klavye arasında 11 bitlik (sekiz tanesi veri biti, 3 tanesi çevre ve kontrol bitleri) bir seri iletişim vardır.
 
Şekil 3.3: Klavye ile klavye arabirimi arasındaki bağlantı
Klavyeden girilen bütün bilgiler BİOS data alanının 40:1EH adresinden başlayarak bellekte 16 word yer tutan  bir alana INT 09H kesmesi kullanılarak yerleştirilir.  Burada bu karakterler INT 16H kesmesi kullanılarak işlemci içerisine çekilir.

AH
Fonksiyonu
00H
Bir karakter oku
01H
Karakter varmı bak
02H
Shift durumunu döndür
05H
Klavye tamponunu yaz
10H
Klavyeden karakter oku
12H
Karakter var mı bak
11H
Shift durumunu döndür
Tablo 3.1: INT 16 kesmesine göre giriş fonksiyonları
 Klavye üzerinde bir tuşa basıldığında, tuş matrisindeki bir sütun ile bir satır arasında kontak kurulmuş olur. Matris yapısındaki her bir sütun ve satır ½ I akımından oluşur. Bu akım matris üzerindeki bir satır ve sütunun birleşmesiyle I akımına dönüşür. Bu akım da  klavye işlemcisini  (genellikle intel 8048) tetikler.
 
 Şekil 3.4: Klavye tuş matrisi
 


İşlemci  bu tuş matrisindeki tuş anahtarı konumunu okur. Daha sonra anakarta INT 09H kesmesiyle birlikte basılan tuşun make kodunu içeren 11 bitlik  seri veri paketini 60H portu aracılığıyla PC’ye gönderir. BIOS”da bulunan karakter haritasındaki bilgi ile bu seri paketi karşılaştırılır. INT 09H kesmesi, BIOS’taki karakter haritasındaki her bir tuşun ve tuş kombinasyonlarını neyi temsil ettiğini işlemciye söyler. Tuş yarım saniye sonra bırakıldığında da anakarta yine  INT 09H ile bir seri paketi gönderilir. Buna da break kodu denir (Break kodu=make kodu+128). Break kodları her zaman 128’den azdır. Make kodları ise her zaman 128’den fazladır. Bununla birlikte klavye üzerindeki tuş sayısı 128’den fazla olamaz. Eğer fazla olursa break ve make kodları örtüşürler. İşlemci aldığı bu break ve make kodlarını uygulamaların anlayacağı ASCII kodlarına çevirir. Çünkü farklı klavyeler farklı tarama kodları üretir. ASCII karakter seti 128 karakterden oluşur. Fakat bilgisayarlar genişletilmiş 256 karakter içeren ASCII karakter setlerini kullanırlar. ASCII kodlarında tuş kombinasyonlarının karşılığı yoktur. ASCII kodları klavyeden ALT tuşu birlikte girilebilir.
 
 Şekil 3.7: Klavyenin çalışması
BIOS’tan alınan kodlar INT 09H kesmesiyle birlikte klavye tamponuna gönderilir. Klavye tamponlarında  ASCII karakterler için 2 baytlık yer ayrılmıştır. Klavye tampon kaydedicisinde iki adet indisçi vardır. Kuyruk indisçisi tampona girilecek karakterlerin yerini belirtir. INT 09H kesmesini kullanarak bilgileri tampona yazar. Kafa indisçisi INT 16H kesmesini kullanarak tampondan bilgilerin okunmasını sağlar. Kuyruğun hızını kullanıcı belirlerken kafanın hızı sabittir. Ekrana yazdırma komutları kullanılarak veriler ekrana yazdırılır.Kafa ile kuyruk aynı yeri gösterirse klavyeden giriş yapılmamıştır.
 
Şekil 3.8: Klavye tamponunun  boş olması durumu
 
Şekil 3.9: Kuyruğun yazarak ilerlemesi, kafanın okuyarak tamponu boşaltması
Klavyede büyük harflerin okunmasıyla küçük harflerin okunması arasında belirgin bir fark yoktur. Sadece klavye sürücüsü iki tane make kodunu birleştirerek  bir tane ASCII kodu elde ediyor.
Bazı klavye kombinasyonları BİOS tarafından okunamaz. Çünkü klavye üzerindeki bazı tuşlar komutları derler. Örneğin Print ve Print Screen tuşlarına basıldığında INT 5H kesmesi çağrılır.
4. KLAVYE ARABİRİM BAĞLANTILARI
Klavyelerin, bilgisayar sistemi ile bağlantısını sağlamak için standart fişler vardır. Klavyelerde, klavye tarafındaki bağlantı ucu klavyenin içerisinde sabittir.
Dünyada çeşitli klavye konektörleri kullanılmaktadır. Bunlar;
  1. 5 bacaklı DIN1 fişi (baby  AT anakarta)
  2. 6 bacaklı DIN2 fişi (PS/2 sistemlerde  ve LPX,ATX ve NLX anakartlarda)
  3. 6 bacaklı SDL fişi

Pin
Tanım
1
Saat
2
Data
3
Boş (eski klavyelerde sıfırlama)
4
Şase
5
+5 VDC
Şekil 4.1: Beş pin konektör bağlantı tipi ve sinyalleri
Pin
Tanım
1
DATA
2
Boş
3
Şase
4
VCC (Power , +5 VDC)
5
Saat

Boş
  Şekil 4.2: Altı  pin mini din konnektor
Pin
Tanım
B
DATA
A
Boş
C
Şase
E
VCC (Power , +5 VDC)
D
Saat
F
Boş
Şekil 4.3: Altı  pin  SDL konnektor
 
 Şekil 4.4: PS/2 Klavye konnektörü
5.TUŞ TASARIMI TEKNOLOJİLERİ
Klavyelerin tuş takımları tasarlanırken bir çok değişik teknoloji kullanılmıştır. Bunlar:
  1. Metal kontaklı tuşlar
  2. Köpük elemanlı tuşlar
  3. Kauçuk kubbeli tuşlar
  4. Zarlı tuşlar
  5. Kapasitif temelli tuşlar
5.1. Metal Kontaklı Tuşlar
Metal plakaların anlık bir temasla bağlantıyı kurduğu basit bir mekanik anahtardır.  Anahtarın genellikle dokunulduğunda etkisini gösteren bir geri besleme mekanizması var­dır. Bu mekanizma, klavyeye "klik" hissi vermek için ve tuşa basılmasına biraz direnç göstermesi için tasarlanmış bir klips ve yay düzeneğinden oluşur.
5.2. Köpük Elemanlı Tuşlar
Tuşların altında  elektrik kontağı bulunan bir köpük elema­nına sahiptir. Bu köpük elemanı, tuşa bağlı olan bir mini-pistonun alt tarafına tutturulmuştur.
 
Şekil 5.1: Köpük elemanlı tuşun yapısı
Anahtara basıldığında, köpük elemanının altındaki iletken bir metal yaprak alttaki basılı devre kartın­daki devreyi kapatır. Baskı kaldırıldığında, bir yay tuşu tekrardan yukarıya iter. Köpük temas noktasını bastırarak zıplamasını önler ama, bu da klavyelere "yumuşak" bir his verir. Bu tipteki tuş anahtarı tasarımının en büyük problemi, tuşa basılma hissini çok az olmasıdır. Bu tip klavyeler sistem hoparlörüne tuşa basıldığını bildiren bir klik sesi yollarlar.
5.3. Kauçuk Kubbeli Tuşlar
Kauçuk kubbe anahtarları  yapı bakımından köpük elemanına tuşlara benzerler. Bu  tuşların alt tarafında karbon bir iletken bulunan kauçuk kubbe kul­lanmaktadır. Bir tuşa bastığınızda tuşun mini-pistonu, kauçuk kubbenin üzerine basar. Bu, kubbenin direnç göstermesine ve bir yağ-tenekesinin üst kapağı gibi birden çökmesine sebep olur. Kauçuk kubbe çöktüğünde kullanıcı tuşa basıldığını hisseder ve karbon iletken alt taraftaki devre kartı izleri arasında teması sağlar.
 
Şekil 5.2: Kauçuk kubbeli tuşlar
Tuş bırakıldığında kauçuk kubbe tekrar eski şeklini alır ve tuşu geri iter. Kauçuk, yay ihtiyacını ortadan kaldırır ve özel klipsler veya diğer parçalar olmadan yeterli miktarda bir tuşa basılma hissi verir. Kauçuk kubbe anahtarlarında karbon iletken kullanılır, çünkü paslanmaya karşı dirençlidir ve alt taraftaki metal iletkenleri kendiliğinden temizleyen bir yapıya sahiptir. Kauçuk kubbeler alttaki devreyi kirden, tozdan ve hatta küçük döküntülerden tamamen koruyan bir tabaka­nın üzerine yerleştirilmişlerdir. Bu da kauçuk kubbeli anahtarları oldukça güvenilir yapar. Bu klavyeler günümüzde en çok kullanılan klavyelerdir.
5.4. Zarlı Tuşlar
Zar klavyeler kauçuk kubbeli tiplerin bir varyasyonudur. Tuşlar ayrı ayrı değil, bir tabaka olarak kau­çuk kubbe tabakasının üzerinde durur. Bu düzenleme tuşlar üzerinde gezinmeyi oldukça sınırlar.
5.5. Kapasitif temelli Tuşlar
Kondansatör anahtarlar plastikten yapılmış iki tabaka, devredeki kapasite değişimlerini algılamak için tasarlanmış bir anahtar matrisine bağlanmıştır. Tuşa basıldığında mini-piston üst tabakayı  alt tabakaya doğru hareket ittirir. Genellikle tuşa basıldığı hissini veren bir klik sesi duyulur. Üst tabaka alt tabakaya doğru hareket iki plaka arasındaki kapasite değişir. Klavyedeki karşılaştırma devresi bu değişimi algılar.
Bu anahtarlar bir kez basılmasına rağmen birden fazla karakter yazmasıyla sonuçlanan, tuşların zıplaması problemine karşı oldukça dirençlidir. Aynı zamanda minimum 25 milyon tuş basılma öm­rüyle, diğer 10 milyon ve 20 milyon tuş basılma ömürlü klavyelerle karşılaştırıldığında endüstride en dayanıklı tasarımdır. Kapasitif  temelli klavyeler günümüzde  en pahalı klavyelerdendir.
6. KLAVYE ÇEŞİTLERİ
Klavye çeşitleri olarak XT ve AT klavyeler, kablosuz klavyeler, MF/2 klavyeler programlanabilir klavyeler ele alınmaktadır.
6.1. XT ve AT Klavyeler
PC’lerde kullanılan ilk klavyeler XT (extended teknology) klavyeleridir. 83 tane tuşa sahiptir. Enter ve shift tuşları küçük olduğu için ve kontrol tuşları olmadığından  kullanımı zordu.
AT klavyeler ise 84 tane tuşa sahipti. Bu klavyelerin enter ve shift tuşu XT klavyelere göre daha büyüktür. AT klavyelerde ise  Numlock, Scrool lock tuşları az kullanıldığı için küçültülmüştür. Ayrıca bu klavyeye SysReg tuşu eklenmiştir. Bu tuş işletim sistemleri fonksiyonlarını ve TSR  programlarını çağrılması  için konulmuştur.
6.2. MF/2 Klavyeler
MF/2 klavyeler AT klavyelerin geliştirilmiş halidir. Amerika’da kullanılan MF/2 klavyeleri 101 tuşludur. Avrupa’da kullanılan ise 102 tuşludur. MF/2 klavyelerde sayısal tuşlar nümerik tuşlardan ayrılmıştır. Numlock, Capslock, Scrool Lock tuşlarının durumunu belirten ledler kullanılmıştır. MF/2 klavyede standart hale gelmiştir.
6.3. Kablosuz Klavyeler
Şekil 6.1: Kablosuz klavyeler
Bilgisayar ile klavye arasında fiziksel bir bağlantı yoktur. Kızılötesi, radyo dalgaları yada bluetooth bağlantıları aracılğıyla bilgisayar ile  iletişim kurarlar. Klavye hangi sinyali kullanırsa kullansın muhakkak bir alıcıya ihtiyacı vardır. Alıcının kablosu PS/2 portuna takılır. Klavyenin enerjilenmesi için  ya bir AC güç bağlantısının olması  yada  pil kullanması gerekir.
6.4. Programlanabilir Klavyeler
 
Şekil 6.2: Programlanabilir klavyeler
Programlanabilir klavyelerde tuşların altında ışığı emen diyotlar vardır. Kullanıcılar klavyenin üzerindeki harfi yada tuşa yüklenmiş görevleri değiştirebilirler. Işığı emen diyotlarda  tuş üzerindeki gösterge bilgiyle değiştirebilir.
7. KLAVYENİN BAKIMI
Koruyucu bir bakım İçin klavyeyi haftada bir  ya da ayda bir elektrikli süpürgeyle temizlenmelidir. Klavyeye basınçlı hava ile üflemeden önce, içinde toplanan tozun aşağıya düşebilmesi için ters çevrilir.
Bütün klavyelerde tuşların her biri  kolaylıkla çıkabilir. Tuşların takılması yada her basıldığında yazılmaması durumunda tuşlar çıkartılabilir. Tuşu çıkarttıktan sonra tuşun alt tarafındaki böl­geye kiri çıkartmak için basınçlı hava püskürtülür. Daha sonra tuşlar yeniden takılır.
Klavyenin üstüne bir şey dökülmesi durumunda klavyeyi soğuk saf su ile temizlenmelidir. Klavyeyi parçalarına ayırarak bileşenleri su ile yıkanır. Klavye tamamen kuruduktan sonra çalıştırılır. Aksi takdirde bazı bileşenleri kısa devre yapabilir.

Bilgisayarların ayrılmaz parçası fareler, hem biçim hem kullanım bakımından hayatımızı kolaylaştırırken gitgide karmaşıklaşan iç yapısı da dikkatleri çekmeye devam ediyor. Önceleri çirkin, tahtadan, altlarında fare altlığı (Mouse pad) bulundurulmak zorunda olan fareler varken; şimdi altından ince bir kırmızı ışık çıkan ve masanın üzerinde rahatlıkla hareket eden küçük rahat araçlara dönüşen bu teknolojik alet nasıl oldu da bu kadar değişebildi? Bu yazıda genel olarak bu soruya cevap vermeye çalışacağım.

Fare nedir?

Bilgisayar Faresi (Computer Mouse), ekrandaki imlecin hareketini kontrol eden ve işletim sistemlerinin arayüzünde klavyeye ek olarak kullanım kolaylığı sağlayan bilgi giriş aygıtıdır. Genelde 2 tuş ve bir tekerlekten oluşsa da, tek hareketle çift tıklama ya da yeni bir internet sayfası açma gibi farklı amaçlara yönelik küçük tuşları da üzerinde barındırabilmektedir. Yapısal olarak mekanik, led’li optik, laserli optik, kablosuz ve kızılötesi ya da bluetooth ışınlarını kullanan farelerle karşılaşabileceğimiz gibi, günümüzde artık şekilleri bakımından da çok çeşitli fareler piyasaya sürülmektedir.

Farenin Tarihçesi

ilk fare :) Bilgisayarın yeni yeni kullanılmaya başlandığı zamanlarda fare gibi bir donanıma gereksinim duyulmuyordu çünkü bilgisayarların arayüzleri buna uygun değildi. Veri girişleri delikli kartlar aracılığıyla yapılıyordu. Ancak Windows gibi işletim sistemleriyle yeni arayüzler tasarlanmaya başlandıktan sonra, fare gibi el hareketiyle kontrol edilebilen donanımın ihtiyacı duyulmaya başlanmış ve araştırmacılar tarafından da bu yönde ilk adımlar atılmıştır. İlk fare Stanford Araştırma Enstitüsü’nde görevli Douglas Engalbart tarafından 1963 yılında, çok geniş bir kullanım testinden geçirildikten sonra üretilmiştir. Bundan 11 sene önce ise farenin öncüsü gibi kabul edilen “Canadian 5-pin-bowling ball” DATAR sistemi tarafından kullanıcı arayüzü olarak kullanıma sunulmuş ve Engelbart’a yol gösterici olmuştur. Ticari amaçlı ilk kullanımı ise Xerox 8010 Star Information System firmasının 1981 yılında bu aleti kendi bilgisayarlarının yanında piyasaya sürmesiyle olmuştur. Douglas Engelbart 1997 yılında Lemalson MIT ödülüne layık görülmüş ve bugüne kadar bir icat için verilmiş en büyük ödülü “$500,000 almaya hak kazanmıştır.

Farenin Çeşitleri

Optik-Mekanik Fareler

1972 yılında Bill English toplu fareyi icat etmiştir. Bu icat ile farenin içinde bulunan top, farenin dış yüzeyinde bulunan yön tekerleklerinin işlevini üstlenmiştir. İç yapısını incelersek; farenin içinde bulunan ve topun dönmesiyle hareket eden birbirine dik 2 eksen bulunur. Farenin X ve Y düzlemindeki hareketi bu çubuklara aktarılır. Çubuklar bağlı oldukları delikli diskleri döndürürler. Bu disklerin her iki tarafında da 2’şer adet olmak üzere tarafında kızılötesi ışın yayan ledler ve bu ledlerin ışığını algılayan sensörler bulunur. 4 adet led bulunması dönme yönünün tam olarak algılanmasında kullanılır. Delikli diskler dönünce kızılötesi ışın karşı taraftaki sensörlere kesik kesik ulaşır. Farenin içinde bulunan çip, yada bir nevi küçük bir işlemci, sayesinde bu kesilmeler ikilik sisteme çevrilerek işleme alınır ve kablo aracılığıyla bilgisayara gönderilir. Kesilmelerin frekansı farenin hızını belirlerken, miktarı da ekranda ne kadar yer değiştirmesi gerektiğini belirlemede kullanılır.

Optik Fareler

Agilent Teknoloji tarafından 1999 yılının sonlarına doğru üretilen optik fareler, mekanik farelerden farklı olarak ışık emen ve algılayan diyotlar(Led-Light emitting diode) kullanırlar. Optik farelerin birçok çeşidi vardır. Bunlardan ikisi ledli optik ve lazerli optiktir. Ledli optik fareler gezdiği yüzeyi led ile aydınlatır. Bu fareler optik-elektronik algılayıcılar kullanarak bulunduğu yüzeyin art arda fotoğrafını çeker. Gezilen çerçeveden bir yandaki çerçeveye geçilince bu hareketi algılar ve değişen görüntüyü optik akım tahmini teorisine göre (optical flow estimation) eksen hareketine çevirir. Bu sebeple optik fareler birçok yüzeyde “Mousepad”ın kullanımına ihtiyaç duymadan hareket eder. Örnek vermek gerekirse; Avago Teknoloji’nin ürettiği ADNS-2610 optik faresi saniyede her biri 18* 18 piksel boyutlu ve 64 farklı gri tonunu birbirinden ayırabilen 1512 fotoğraf çekerek, bunları içinde bulunan özel chip aracılığıyla işler.
Lazerli fareler ise ledli farelerden farklı olarak bulunduğu yüzeyi lazer ile aydınlatır. İlk defa 1998 yılında Sun Mikrosistemleri tarafından lazerli fareler 2004 yılında piyasaya sunulmuştur. Bu fareler normal optik farelere göre bulunduğu yüzeyi 20 kat daha hızlı ve çok daha yüksek çözünürlükte algılama özelliğine sahiptir. Ledli farelere kıyasla en önemli avantajı ise çok daha az enerjiyle çalışabilmesidir.
süperfare :)  
Optik farelerin algılama kalitesi birçok faktör göz önüne alınarak ölçülür. Bunlardan en önemlisi de çözünürlüktür. Çözünürlük ne kadar yüksekse, fare, çekilen resimlerle o kadar iyi işlem yapar ve imlecin hareketini bir o kadar hızlı kontrol eder. Birçok fare 400-800 dpi (dots per inch-inç başına düşen nokta) çözünürlüğe sahiptir. Ancak bilgisayar oyunları için özel tasarlanan fareler 1600 dpi ye kadar çıkabilmektedir. Bu farelerde ihtiyaç olmayan durumlarda çözünürlüğü düşürme seçeneği de vardır.
Algının kalitesini etkileyen diğer faktörler de optik sensörün boyutları, resim çekme hızı resim işleme hızı ve maksimum hareket hızıdır. Çekilen resimleri boyutları ne kadar büyükse, ne kadar hızlı fotoğraf çekilip işlenirse ve fare kesinliği kaybetmeden ne kadar hızlı hareket edebilirse o kadar iyi performans sergiler.
Optik farelerin bir kötü yanı şeffaf yüzeyleri algılamamaları ve böyle yüzeylerde imlecin kontrolünü kaybetmeleridir. Bazı lazerli fareler bu sorunu aşabilse de bu teknoloji kullanıcıya pahalıya gelmektedir.
Optik fareler genel olarak mekanik farelerden daha çok enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Masaüstü bilgisayarlarda bu durum sorun oluşturmasa da, kablosuz farelerde enerjinin çabuk tükenmesine ve fareye yeniden kablo takılıp şarj edilmesine sebep olmaktadır.

Kablosuz Fareler

Birçok kablosuz fare radyo dalgalarını kullanarak bilgisayar ile iletişim kurar. Bunun için farenin içine, hareketi ve düğmelere basılıp basılmadığı bilgisini elektromanyetik sinyallere dönüştüren verici konulmuştur. Bilgisayara bağlanılan alıcı kısım ise gönderilen sinyalleri alma, işleme ve bilgisayarda kurulu olan donanım sürücüsüne gönderme işlevini üstlenmiştir. Alıcı, bilgisayara usb ile takılan bir parça, kart yuvasına yerleştirilen bir kart ya da bilgisayarın içine gömülü bir sistem olabilir. Bu teknoloji az enerji harcadığından gerektiğinde pil ile çalışabilir ve ekonomiktir.

Bluetooth Fareler

Bluetooth cep telefonlarında yaygın olduğu kadar bilgisayar alanında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Bilgisayarlar aynı anda birden çok bluetooth bağlantısını destekleyebildikleri için bu teknoloji fare kulanırken aynı anda başka bir bluetooth bağlantısının kullanılmasına engel olmaz. 2.4 GHz hızda ve 10 metre mesafede kullanılabilen bluetooth fareler kullanıcılara alternatif sağlamaktadır.

22 Kasım 2011 Salı

İŞLEM NO : 6

                                 EKRAN KARTLARI

Görüntü kartı bilgisayarın görüntü vermesini sağlayan birimidir. Görüntü kartları harici ISA, VLB, PCI, AGP veya PCI-Express veriyollarını kullanan PC kartları olarak veya Anakart üzerinde Chipset içerisinde yerleşik olarak bulunmaktadır.

Görüntü kartlarının sahip olduğu en önemli bileşenler
    Güç gereksinimi:
Ekran kartlarının görüntü işleme gücündeki artış, aynı oranda güç gereksinimlerine de yansımıştır. Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir. Merkezi işlemci birimi ve güç kaynağı üreticileri son zamanlarda verimliliğe daha fazla önem verirken; grafik işlemci birimlerinin güç ihtiyacı artmaya devam etmiştir, başka bir deyişle ekran kartı artık bir bilgisayardaki en fazla güç tüketen donanım olabilmektedir. Esasen güç kaynakları giderek güçlenmesine rağmen, PCI-Express (Pci-e) bağlantısının yarattığı kısıtlama nedeniyle güç destekleri 75 Watt ile sınırlıdır. Günümüzde, 75 Watt üzeri güç tüketen ekran kartları genellikle güç kaynağına direkt olarak bağlanma özelliği bulunan 6 pin (75 Watt) ya da 8 pin (150 Watt) kombinasyonlu soketler içerirler.

Donanım arabirimleri :

  • EKRAN KARTININ MONTAJI : http://www.uzmantv.com/ekran-karti-nasil-monte-edilir

    EKRAN KARTI ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ : http://www.uzmantv.com/ekran-karti-alirken-nelere-dikkat-etmek-gerekir



15 Kasım 2011 Salı

İŞLEM NO: 5

                                       SABİT DİSKLER


      Sabit Disk ya da Hard disk kısaca HDD, ya da Türkçesiyle Sabit disk sürücüsü veri depolanması amacı ile kullanılan manyetik kayıt ortamlarıdır. Önceleri büyük boyutları ve yüksek fiyatları nedeni ile sadece bilgisayar merkezlerinde kullanılan sabit diskler, cep telefonları ve sayısal fotoğraf makineleri içine sığabilecek kadar küçülen boyutları ile günlük hayatımıza girmişlerdir.

Sabit disklerin en yoğun kullanım yeri bilgisayarlardır. Ses, görüntü, programlar, veri tabanları gibi büyük miktarlarda bilgi, gerektiğinde kullanılmak üzere sabit disklerde saklanır.

Günümüzde sabit diskler veri aktarımında son derece hızlanmış olsalar da elektromekanik yapıda olduklarından RAM'lara göre yavaştırlar. Bilgisayarlarda yardımcı ve kalıcı bellek olarak kullanılırlar. Bir bilgisayar programı işletilmeye başladığında, programın çalışması için gerekli olan bilgiler sabit diskten okunarak çok daha hızlı olan RAM belleğe aktarılır. Gereksinim duyulan kısım RAM'a sığmayacak kadar büyükse, bilgisayar sabit diskin bir bölümünü RAM bellek gibi kullanır.

Bilgisayar sabit diskleri genellikle bilgisayarların içinde sabitlenmiş durumda bulunurlar, bilgisayarlara dışarıdan bağlanabilen taşınabilir olanları da vardır.

YAPISI:




     Hard disklerde veri yazımı; metal, cam veya plastikten yapılmış, yüzeyi demir oksit ya da başka manyetik özellikteki malzeme ile kaplı diskler üzerine yapılır. Bu kayıt ortamlarında veriler mıknatıslanma yolu ile kaydedildiğinden istenerek silinene kadar sabit kalırlar, elektrik kesintileri gibi durumlarda bigisayar bellek yongalarındaki gibi kaybolmazlar, bu nedenle anılan şekilde adlandırılmışlardır.

Bir sabit diskte çoğunlukla metal olan bir veya birden fazla sayıda kayıt diski bulunur. Metal disk ya da diskler 3600, 4200, 5400, 5900, 7200, 10000, 15000 d/d (devir/dakika) gibi hızlarla dönerken disk yüzeyleri üzerinde gezinen kafa veya kafalar okuma-yazma işlemlerini yaparlar.

Gelişen teknoloji sabit disklerin boyutlarını küçültmüş ve bilgi saklayabilme yeteneklerini arttırmıştır. Birkaç megabayt büyüklüğündeki ilk örneklerin yerini günümüzde 500-750-1000-1500 GB (gigabyte) veri saklayabilmekte olanları almıştır ve her geçen yıl bu artmaktadır.

Günümüzde bir bilgisayar sabit diskinin küçültülmüş örnekleri olan, 20 gramdan daha az ağırlıkta kompakt flaş ölçüsünde (42,8x36,4x5 mm) 64 GB'a varan veri saklama olanaklı küçük sabit diskler de üretilmektedir.

FİZİKSEL BÜYÜKLÜĞÜ:

     Günümüzde genellikle, masa üstü bilgisayarlarda 3.5 ve dizüstü bilgisayarlarda 2.5 inç büyüklükteki sabit diskler kullanılır. Düşük kapasiteli, daha az enerji tüketimli, daha yavaş ve darbelere daha dayanıklı olan 2.5 ve 1.8 inç büyüklükteki sabit diskler taşınabilir MP3 oynatıcıları gibi ürünlerde, daha da küçük boyutlu olan kompakt flaş biçemindeki Microdrive'lar ise sayısal kameralar, cep telefonları, küçük MP3 oynatıcılar gibi ürünlerde kullanılmaktadır. Bu ölçülendirme mantığında belirtilen ölçüler yaklaşık olarak, sabit disk içindeki metal kayıt diskinin ölçülerini belirtir, dış ölçüler biraz daha büyüktür. 3.5 inç'lik bir sabit diskin boyu üreticisine göre değişken olup yaklaşık 4 inç, yüksekliği ise 1 inç kadardır.

KAPASİTE:

    Sabit disklerin kapasiteleri bayt (B) cinsinden ifade edilir. 400 GB (Gigabayt), 1 TB (Terabayt) gibi, depolanabilecek bilgi miktarını belirtir. ASCII standartında her harf ya da özel karakter 8 bit'ten oluşan bir bayt ile ifade edilir. Bir bayt bir harf olarak düşünülebilir. Sabit disk üreticileri disk kapasitelerini 1000'in katlarına göre sınıflandırmaktadır, ancak gerçek kapasite 1024'ün katlarına göre hesaplanır. Örneğin 250 GB olarak aldığınız bir sabit disk gerçek anlamda 232,83 GB'dır.

Disk üreticilerine göre 250 GB olan bir harddiskin işletim sisteminde ne kadar göründüğünü hesaplayalım,

250 Gigabayt = 250.000 Megabayt

250.000 Megabayt = 250.000.000 Kilobayt

250.000.000 Kilobayt = 250.000.000.000 Bayt miktarında bayt içerir.

250.000.000.000 Bayt / 1024 = 244.140.625 Kilobayt

244.140.625 Kilobayt / 1024 = 238.418,5791015625 Megabayt

238.418,5791015625 Megabayt / 1024 = 232,83064365386962890625 Gigabayt olarak işletim sisteminde görüntülenir.

BAĞLANTI ARA BİRİMLERİ:



    Sabit disklerin bilgisayalara iletişimi için çeşitli ara birimler vardır. Sabit diskin bilgisayara bağlanabilmesi için hem sabit diskin hem de anakartın o arabirimi desteklemesi gerekmektir. Bu arabirim türleri:

    ST506 - Günümüzde artık kulanılmayan bu denetleyici okuma ve yazma hızı bakımından oldukça yavaş kalmaktadır.En fazla 16 kafa sayısını destekleye bilmekteydi.
    IDE - 1989 yılında Western Digital firması tarafından geliştirlen , sabit disk ve ana kart arasındaki iletişimi ayarlayan standart. En yaygın kullanılan modeldir.
    S-ATA (SATA veya Serial ATA) - 2000 yılında değişik bilgisayar firmaların işbirliği ile kararlaştırılan yeni ve daha hızlı standart. Ultra ATA'ya seçenek olarak çıkmıştır. 2005 itibari ile yeni bilgisayarlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
    SCSI - 1986'da yürürlüğe geçen, özellikle sunucu bilgisayarlarda kullanılan, çok hızlı ama çok pahalı olan SCSI sabit disklerin bağlanma standardı.
    USB veya Firewire - Taşınabilir disklerin veya başka dış birimlerim bilgisayarlara bağlanmalarında kullanılan ara birimdir.

 HIZ:

   Sabit disklerde hız kavramı büyük önem taşır. Bir sabit diskin hızında fiziksel dönüş hızı, erişim süresi, ve aktarma hızı olmak üzere üç özellik etkileşimli olarak rol oynar. Bu özellikler tek başlarına hız hakkında kesin bir fikir vermezler.Fiziksel dönüş hızı ise:Kayıt diskinin dönme hızıdır, d/d (devir/dakika) cinsinden ifade edilir. Kayıt diski üzerindeki verilere ulaşılması için geçen zaman büyük ölçüde bu hıza bağlıdır. Günümüz sabit diskleri; 3.600, 4.200, 5.400, 7.200, 10.000, 15.000 d/d (rpm) gibi yüksek hızlarda çalışırlar.Bilgisayarın en hantal donanımlarından biridir.

AKTARMA SÜRESİ VE AKTARMA HIZI:

    Okuma kafasının veriye ulaşması ile bu verinin ana sisteme ulaşması arasında geçen zamana aktarma süresi denir.

Günümüzde sabit disklerde veriler okuma kafasınca okunduktan sonra, sabit diskin içinde yer alan ön belleğe aktarılarak oradan ana sisteme iletilirler. Ön bellek işlemler sırasında zaman kaybını önlemek için kullanılır. Sabit disk üreticileri kayıt diskinden ön belleğe ve ön bellekten ana sisteme iletim hızlarını ayrı olarak belirtmektedirler. Ön belleğe iletim hızı Mbit/sn, ana sisteme iletim hızı ise MB/sn cinslerinde ifade edilir.

Dosya Atama Tablosu:
FAT:


File Allocation Table – Türkçeye çevirmek gerekir ise Dosya Atama Tablosu.Bu sistemde partisyon herbiri belli miktarda sektör içeren cluster isimli parçalara ayrılır. Ve hangi dosyaların bu cluster parçalarından hangilerine yerleştiği, hangi cluster parçalarının boş, hangilerinin dolu olduğu gibi bilgiler FAT üzerine yazılır. İşletim sistemi de herhangi bir dosyaya erişim yapmak istediğinde dosyayı bulmak için FAT üzerine yazılan bu bilgilerden faydalanır. Her ihtimale karşı sabit disk üzerinde bir kopyası bulundurulur.

FAT16:

DOS, Windows3.1 ve OSR2 sürümü öncesi Windows95’in kullandığı dosya sistemidir. Eski bir dosya sistemi olduğu için birtakım dezavantajları ve eksiklikleri vardır. Bunlardan bir tanesi kök dizinin (root) sınırlandırılmış olmasıdır. FAT16 sisteminde açılıştaki primary partisyona ait root dizini, FAT tablosu ve boot sektörü cluster içinde yer almazlar ve sayısı belli olan sıralı sektörlerde tutulurlar. Bu sayının belli olması kök dizinine yapılacak eklentilerin belli bir sınırı olması sonucunu doğurur. Kısacası altdizin istenildiği kadar uzatılabilmekle birlikte kök dizinde belli uzunlukta girişle sınırlandırılmıştır. İkincisi FAT16 dosya sisteminde adresleme 16 bit olduğundan adreslenebilecek maksimum cluster sayısı 65525’tir ve bu clusterların boyutu 32 KB olabilir. (aslında cluster sayısı 65536 olmalıdır. Ama bazıları özel amaçlar için tutulur.) bu da bizi FAT16’da kullanılan bir partisyonun 2 GB’dan daha büyük olmayacağı sonucuna götürür. Üçüncüsü FAT16 elindeki boş sabit diski ya da partisyon alanının bir şekilde elindeki clusterlara dağıtmak zorundadır. Bu nedenle sabit diskin boyutu büyümeye başladıkça cluster’ın boyutu da büyür. Örneğin 1 MB’lık bir dosya birçok cluster üzerine sıralanıp yerleşirken 10KB uzunluğundaki tek bir dosya bir cluster’ı kaplar. Bu durumda özellikle disk boyutu 1-2GB arasında ise FAT16 cluster boyutu 32 KB olacaktır ve cluster üzerinde 10KB’lık dosyadan arta kalan 22 KB’lık boşluk değerlendirilemeyerek boşa gidecektir. Özellikle çok miktarda ufak dosya barındıran sabit disklerde bu durum bolca olur.

FAT32:

Windows95 OSR2, Windows98, Windows2000 ve Linux tarafından tanınan ve FAT16’dan daha gelişmiş bir dosya sistemidir. İlk olarak FAT32’de herhangi bir kök dizin sınırlaması yoktur. İkinci olarak FAT32, FAT16’daki 16 bitlik adresleme yerine 32 bitlik adresleme kullanır. Bu da 2 TB’a kadar olan disklerin tanınmasını sağlar. Üçüncü olarak FAT32 cluster boyutunu azaltarak boş alan israfını azaltır.

NTFS:

Windows NT teknolojisi ile geliştirilen Dosya Atama Tabelasıdır. Kullanılan işletim sistemleri Windows NT4, Windows 2000, Windows XP ve Vista çeşitleridir.Bunun dışında linux işletim sistemlerine özgü formatlar da vardır.